CEMALKARA.COM

Schopenhauer ve İradenin Zincirleri ve Merhametin Işığı

Kendimi bir odada tek başıma otururken hayal ediyorum. Saat ilerliyor, gün yer değiştiriyor; ama içimdeki istek susmuyor. Sessizliğin ortasında bile başka bir yer, başka bir hâl, başka bir tamamlanma beni çağırıyor. Arthur Schopenhauer bu…

Schopenhauer ve İradenin Zincirleri ve Merhametin Işığı

Schopenhauer çıkışı iki yerde aradı: istemeyi inkâr etmekte ve sanata sığınmakta. Ben de sanatın, iradeyi bir anlığına unutturan ince bir perde gibi huzur verdiğini düşünüyorum. Bir müzik parçası, bir tablo ya da şiirin ritmi beni arzularımın gürültüsünden uzaklaştırabiliyor. Fakat perde kapandığında istek yeniden konuşuyor, zincirin ağırlığı yeniden duyuluyor.

Yine de insanı yalnızca karamsarlığın tutsağı olarak görmenin eksik kaldığını düşünüyorum. Mutluluğun bireysel başarıların, gücün ya da paranın dar alanına sığmadığını seziyorum. Bunlar, varoluş yolculuğunda gelip geçen duraklar olabilir. Daha derin bir mutluluğun, başkasının yükünü hafifletirken doğduğunu fark ediyorum. Yaşlı birinin elinden tutmak, yorgun bir dostun suskunluğunu paylaşmak, bir çocuğun korkusunu azaltmak… Böyle anlarda merhamet, soyut bir erdem olmaktan çıkıp iradenin sertliğini yumuşatan canlı bir temasa dönüşüyor.

Schopenhauer’in de sezdiği gibi merhametin beni kendi benliğimin dar çemberinden çıkarabileceğini düşünüyorum. Başkasının acısına dokunduğumda yalnızca onun yükünü azaltmıyorum; içimde susmayan arzunun sesini de hafifletiyorum. Arzu beni sürekli kendime doğru çekerken merhamet başkasına açıyor. Bu açılışta irade bütünüyle yok olmuyor; yön değiştiriyor.

Burada iradenin yalnızca bireysel arzunun kör itişi olmadığını, daha büyük bir düzen içinde dönüşebilen bir kuvvet sayılabileceğini düşünüyorum. İstiyorum, yanılıyorum, acı çekiyorum ve arıyorum. Fakat bütün bunların dağınık bir iç çalkantı olarak kalması gerekmiyor. Doğru temas, kavrayış ve merhametle daha geniş bir anlam örgüsüne bağlanabileceğimi seziyorum. İçimdeki yara başkasının yarasına merhem olduğunda acı, yalnızca katlanılan bir yük olmaktan çıkıp dönüşümün kapısına dönüşebiliyor.

Bu nedenle iradeyi yalnızca bir zincir olarak değil, anlamın köprüsü olarak da düşünmeye çalışıyorum. Çabanın acının kör tekrarına dönüşmek zorunda olmadığına inanıyorum. Yardım ettikçe, paylaştıkça ve dayanışma içinde büyüdükçe irade başka bir yön kazanıyor. Kendi eksikliğimi, başkasının eksikliğine eğildiğimde daha derinden anlayabiliyorum. Varoluşun ağırlığı da orada biraz hafifliyor.

Sanat bu noktada kişisel acımı unutturan bir sığınaktan daha fazlasına dönüşüyor. Bir tabloya bakarken ya da bir şarkıyı dinlerken yalnızca kendi huzuruma değil, varlığın daha geniş titreşimine de temas ettiğimi hissediyorum. Sanat bir kaçış gibi görünebilir; ancak çoğu zaman beni bütüne bağlayan sessiz bir geçit olduğunu düşünüyorum. Kendi acımı onda tanıyor, başkasının acısıyla aynı akışta buluşuyorum.

Schopenhauer umudu çoğu kez bir yanılsama olarak gördü. Ben ise umudun, çabayı sürdürebilmek için gerekli bir iç kuvvet olabileceğini düşünüyorum. Yalnızca acıya katlanmak için yaşamadığımı, acıdan anlam çıkarma imkânı da taşıdığımı kabul etmek istiyorum. Entropinin, dağılmanın ve bilinmezliğin bu çabayı değersizleştirmediğini; tersine, daha sahici kıldığını seziyorum. Çünkü anlamın hazır verilmiş bir konfor alanında değil, dağılmaya karşı gösterilen bilinçli gayrette belirdiğini düşünüyorum.

Bu yüzden kendime şu soruyu soruyorum: İrade yalnızca bir zincir mi, yoksa yaratıcı bir köprü mü? Belki ikisi de. İrade acının kaynağı olabilir; fakat anlamın yolunu da açabilir. Karanlıkla ışık arasında yürürken kendi yönümü bulmaya çalışıyorum. Her arzu beni biraz sınıyor, her merhamet beni biraz genişletiyor.

Schopenhauer bana acının sert hakikatini hatırlatıyor. Merhametle genişleyen bir bakış ise çabanın değerini gösteriyor. Bu iki yön birleştiğinde daha sahici bir varoluş resminin belirdiğini düşünüyorum: Ne saf bir karamsarlık ne de kolaycı bir iyimserlik. Acıdan öğreniyor, merhametle büyüyor ve düzenin içindeki yerimi arıyorum. Belki yaşam, bitmeyen isteme ile merhametli anlamın kesiştiği o uzun yoldur.

Yazılar