
Camda yolun soluğu, içimde ağır ağır giden ben,
Camda yolun soluğu, içimde ağır ağır giden ben,ardımda istasyonlar, evler, sesler küçülür.
Hazan yaprakları savruldukça anlıyorum:bazı bağlar da böyle, el uzatsan geri dönmez.
Dışarıdaki ova biter, içimde başka bir ova açılır,orada yalnızca ben kalırım, ben ile ben.
Biliyordum bu yalnızlığı,ama yol uzadıkça adı daha açık duyulur.
Kaderse kader; rayın kıvrımı da bunu söyler,hayat, geri dönmeyen bir teker sesi.
Bir eşikte, toprağın soğuğundan bir kardelen belirir,kaybolanın ardından, karın içinde ince bir soluk titrer.
Ben de o titremeyle sürerim kendimi,hüzün varsa, nefes alıyorumdur.


